Lüzumsuzlukların adamı :)
YGS olarak etiketli yazılar
YGS Sonucum!
30 Nis
Birkaç gündür okulun malzeme odasında bir başıma okulun tanıtım bültenini hazırlamak için didiniyorum. Malum rahat çalıaşbilmem için bana sağlanan dizüstü bilgisayarda internet de var. İçerik hep bilgisayarda da olsa bugün bu internetin faydası baay bir dokundu bana. http://ygs.osym.gov.tr adresini rahatsız etmeye başladım oturduğum gibi. Malum bugün sonuçlar açıklandı. 10:30da görebileceğimiz söyleniyordu ve ben sayfayı sürekli yeniliyordum. Saat 10:29:59u gösterdiğinde duraksadım, derin bir nefes aldım. Orada zaman kaybetmemek için TC Kimlik numaramı daha önceden bir not defterine yazıp panoya kopyalamıştım. Sayfayı tekrar yenilediğim gibi TC Kimlik numaramı isteyen form geldi karşıma. Direk yapıştırıp gönder butonuna tıkladım ve sonucumu aldım. Açıkçası beklediğim gibi geldi. Benim için iyi bir sonuç diyebilirim yani. Ancak sonradan gelip yanımda sorgulama yapanların puanlarını görünce kafam kurcalanmadı değil. Yine de sizler biliyorsunuz zaten bendeki bu sınav olayını. Benim için gayet iyi bir sonuç diyebilirim. Hadi bakalım LYS bize neler gösterecek.
Unutmadım unutmadım puanımı sunmayı, aynen benim gördüğüm şekilde aktarıyorum size buyrun:
2010-YGS Sonuçları
Sonuç Açıklama Tarihi: 30 Nisan 2010
| T.C. KİMLİK NUMARASI | 1*********0 |
|---|---|
| ADI VE SOYADI | MEHMET UĞUR ARICI |
| TESTLERDEKİ DOĞRU VE YANLIŞ SAYILARI | |||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| TÜRKÇE | SOSYAL BİLİMLER | TEMEL MATEMATİK | FEN BİLİMLERİ | ||||
| Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış | Doğru | Yanlış |
| 31 | 04 | 29 | 07 | 21 | 02 | 00 | 00 |
| PUANLARI VE BAŞARI SIRALARI | YGS-1 | YGS-2 | YGS-3 | YGS-4 | YGS-5 | YGS-6 |
|---|---|---|---|---|---|---|
| PUANI | 269,031 | 247,996 | 351,089 | 350,204 | 340,222 | 304,888 |
| BAŞARI SIRASI | 0311329 | 0329501 | 0139836 | 0116894 | 0183280 | 0270317 |
| LYS’LERE GİRME DURUMU | GİREBİLİR |
|---|
2E2S8:250Sorgu Sayfası
Deli miyim?
5 Nis
Söyle söyle çekinme. Alışkınım ben hepsine. Gerek yok dinlemene de. Konuş konuş, kim dinliyor ki, kimene.
Özlemişim yazmayı ya. Ne kadar yoğunsam sanki, ama zaman ayırmam gereken şeyler var tabi, gerisi de benim üşengeçliğim çaktırmayın. Uzun süredir yazamıyorum falan, bana ulaşabildiğiniz her yerden bir şeyler karala diyorsunuz, beceremiyorum zaman olmuyor falan diye geçiştiriyorum. Hadi üşengeçliği de geçtim, yazı yazmak için oturuyorum, gelmiyor aklıma hiçbir şey resmen.
Bir de fark ettim ki, artık canım sıkkınken daha fazla bir yazma isteği doğuyor içimde. Çoğunuzun duası gibi bir şey. Deli miyim neyim? Bir türlü olamadım ya sizin genellemeleriniz içinde, bir türlü de garipseyemedim bunu. Ah ki ne ah.
Ee, bakalım, ne yaptın da yazmıyorsun diyenlere yazıyorum şimdi, kısaca açıklayayım bari. Pek kısa olmayacak sanki;
Aklıma ilk gelen Boğaziçi Üniversitesi gezisi oldu resmen, ben daha önce bizim sınıf ile gitmiştim, ama bloglamamışımdır büyük ihtimalle. Twitlerden falan görebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde de okulda avareydim öyle, baktım kapı kısmına doğru bir hareketlenme falan var, ee içinde tanıdık yüzler de var. Hemen koştum gittim, sordum soruşturdum, Boğaziçi Üniversitesine gittiklerini öğrendim aralarına sızdım. Bindik servise gittik, kaçak bir şekilde içeri girdik. Malum koskoca üniversite n’apacak sanki liselilerle, ziyaretçi kabul etmiyor tabi. Biz de biz sizin öğrenciniz ya hesabı elimizi kolumuzu sallaya sallaya dalıyoruz içeri dolaşıyoruz her yeri. O zaman üzerine bomba sarmış biri falan da gayet girebilir mi derseniz, evet girebilir. Allahu ekber der çeker pimi. Ohh miss.
Neyse, daha önceden de gittiğim için pek yenilik yoktu, hatta bu bilgilerimi diğer arkadaşlara artistlik hareketler olarak sundum. Yok efendim burası şöyle, şurada şöyle yapıyorlar. Bu kantinin tostu iyi, sıcak çikolatayı diğer taraftan alırız, en iyi manzara aha da şuradan gözüküyor gibi. Ama geçen seferkinden farklı olarak bu sefer Bebek çıkışından çıktık. Çetin bir yokuştan aşağıya doğru inerken Beren Saat (bu isim nereden tanıdık geliyor lan diyenler için gelsin: Bihter) böyle yeşil Range Rover’ı ile hoop süzülmüş yanımızdan. Birileri koştu peşinden ışıklarda yakaladı bak baktı falan böyle, ilginç bir manzara tabi. Neyse döndük Rumeli Hisarı’na doğru, aha ileride de gayet Aşk-ı Memnu çekim araçları, böyle koca koca kameralar falan var. Açmışlar bir masa yok soğuk sandviç, ılık kahve, sıcak çay takılıyorlar öyle. Merhaba dedim, afiyet olsun dedim. Yüzsüz herifler, 20 tanesinden 5i kafayı kaldırdı bir şeyler dedi. Diğerleri de yemek yerken ki hayvanlıklarını gizlemek için falan olsa gerek ki bir şey diyemediler. Malum boru değil; Uğur Arıcı!
Neyse efendim, Rumeli Hisarından -afedersiniz kıçımıza baka baka- geri döndük.Haftada sadece bir gün ziyaretçi kabul edilmiyor, o da çarşamba, o da bizim gittiğimiz gün. Bu sefer aynı şekilde geri döndük, Bebek Camii’nin önünde buluşulacağı oradan servislere binileceği söylenere, belirli bir saatte orada olmamız istendi. Yürüdük mürüdük,, yolda ilginç olaylar yaşadık falan. Eğlendik baya ve sonunda vardı bahse konu mekanda. Millet oturdu yemek yiyor falan, ben de çakalımya, açtım hemen netbookumu, baktım kablosuz ağ var mı diye. Varmış. Çat diye bağlandım. Açtık fespuktan Ata Demirer’in Fasulya klibini izliyoruz falan derken. Özgür geldi “Oğlum Ata’yı bulduk lan!” dedi. Hee dedim gel izle. Yok oğlum aha karşıda oturuyo herif falan diyince başta şöyle bir sallandım falan ama sonra dank etti; “Bebekteyiz lan!” Hemen topladım aleti edavatı, gittim yanlarına. Harbiden o, Ata Bey oturmuş yolun karşı köşesindeki bir lokantaya, bir kaç kişinin muhabbetinin de eşliğinde yemek yiyor. “Gidelim”, “gitmeyelim” falanlar havada uçuştu falan, dedim ben gidiyorum gelen gelsin. Hoop geçtim karşıya tam varacağım yanına döndü yanındaki bayana bir şeyler anlatmaya başladı falan. Ben de bozuntuya vermeden devam ettim dümdüz, arkadaşalr da peşimde tabi. Sonra aynı şekilde geri döndüm, baktım yemeğe dönmüş, hemen yönümü sapmadan gittim yanına. “Merhaba abi, seni görmek ne kadar güzel, demin Fasulyayı izliyorduk arkadaşlarla, çok iyi olmuş, filme de gittim o da çok iyi abi” falan gibi baya bir şey sıraladım. Ben konuşurken o bir şeyler çiğniyordu falan, o arada ben de elimi uzattım elimi sıktı, yutabilince “Saol canım”dedi ve ben de konuşmanın orada bittiğini varsayarak gittim servisime bindim, okuluma döndüm. Sevindirici oldu tabi, severim Sayın Ata Demirer’i =)
Okulda kısa süreli bir ziyaretten sonra evime dönmek üzere çift katlı otobüse bindim, üst katta en arkaya oturdum. Ne yazık ki kendi durağımı geçerken uyumaya devam etmişim öylece. N’apsam, n’apsam derken geldiğimiz durağa bir baktım; Sarp abiye gayet yakınım. İndim ona gittim, evdeydi. Baya da özlemiştim, yemek yaptık, yedik, bol bol sohbet ettik. Tabi onsuz gittiğim için ortağım Ahmet Faruk Kara (power) bir hayli tepki gösterdi bana, kendisinin de yalnız gideceğini ve intikamını alacağını falan da ekledi.
Ondan sonraki, ya da ondan da sonraki gün ise İstanbul Üniversitesindeydim. AlpEren abim orada okuyorlar malum, beni kapıdan aldı, gayet hoş bir sunumla okulu tanıttı bana. Zira Boğaziçinde “Zaten öğrenciyiz biz” ayağına takıldığımız için her şeyi tabelada yazanlar dahilinde yorumluyorduk. Orada baya derin şeyler falan öğrendim. İşin ilginç kısmı; arkadaş o okuldan çıkıyorsun, tramvay raylarının okul tarafında kalan değil diğer tarafında kalan bölümde bir büfe var ki ne büfe. Büfe demeye şahit falan istemez, hiç kimse oranın büfe olduğuna dair şahitlik etmez çünkü. Envai çeşit yiyecek falan var, kavurmalı tost yedim aşık oldum. Sosisli m idersiniz, köfte mi, içli köfte mi, patlıcan, kabak, havuç, soğan falan kızartma mı dersiniz. Böyle mezesidir ezmesidir, ne ararsan var. Sosisli siparişi veriyorsunuz, adam ne koyayım içine diyor çatır çatır dizdiriyorsunuz, amerikan salatasından biber salçası tarzı bir şeye, dediğim kızartlamardan bildiğiniz patates kızartmasına her şey var. Malum günümüzün büfelerde olmazsa olmazı tavuk dönerleri falan da var. O tarafa giderseniz turistlere gacırdatma niyetindeki lokantalardan ziyade o büfeyi tercih etmelisiniz.
Başka da hatırımda kalmış bir şey yok pek. Cumartesi günü her cumartesim gibi geçti. Sabahtan dükkana, oradan dersaneye, oradan da eve. Ne odun bir yaşantım var resmen. Aa bu arada, cuma günü yanılmıyorsam Vurgu‘nun yeni albümünün (Fırlama Darbuka) kapağının teslim mailini attım. Yani dosyalrı paketledim, mailde eke koyum yolladım. Yaptığım buydu. He bir de tracklisti yazdım falan o kadar. Albüm gerçekten iyi olmuş bence. Malum Türk Malı jenerik müziğini de X-ir Gökdeniz ile birlikte yaptılar. İndirin dinleyin yani, insanlar emek verip böyle güzel şeyleri ücretsiz olarak sunuyorlar size, bunları değerlendirin.
Cumartesiye dönecek olursak, tek ilginç yanı gece geç saatlerde Furkan Özkan’a kişisel sitesi (mahsusa.org) için yardım etmem oldu. Gayet zevkliydi, kod avcılığına bayılıyorum. Kodları elimize verip, içindeki bir kaç şifrelemeyle falan bir çok şeyi engelleyebileceğini düşünen tema tasarımcılarına da şaşırıyorum. Bırakın istediğimiz gibi düzenleyelim arkadaşım, illa senin isteyip hazırladığın şekilde mi olmalı. Neyse tabii ki kurtulamadı, bir şeyler yapmaya çalıştım işte. Furkan arkadaşımız da sitenin ayak kısmına (tamam footer işte) Düzenleme : Uğur Arıcı diye bir ibare düşmüş. Sevinemdim desem yalan olur resmen. Buradan teşekkürlerimi iletiyorum ona.
Bu arada her türlü moral sağlayacak mailinizi falan kabul ettiğimi bilesiniz. Şu sıralar kafama takılan, canımı sıkan çok şey oluyor. Çözüme gitmeye uğraşsam da sorunlar çıkıyor bazen.
Buraya kadar okuyup da “Bu ne lan, bir şey anlatmamış ki, odun gibi yazmış.” diyenler için özürler gelsin efendim.
Hiçbir şeyin hevesinizi köreltmemesi dileğiyle =)
YGS Ücretimi Yatırdım, Formu Doldurup Başvuruyu Bugün Yapıyorum!
26 Oca
Merhabalar,
Aşırı derecede acelem var. Ygs için başvurularımızı bugün yapmamız gerekiyormuş okuldan. Bense ücreti dahi yatırmamıştım. Formum kalbim kadar temizdi (ne kadar klişileşti bu terim ya). Neyse, dersaneden çıktım tenefüste, eve geldim koşa koşa. Girdim garanti internet bankacılığıma, yatırdım parayı. Ohh, miss. 35 lirayı çatırt diye düştüler hesaptan. Bakmıyorlar gözünün yaşına. Dekontumu da yazdırdım, her ihtimale karşı mail adresime de gönderdim ki orada yazdırabileyim. Ne olur ne olmaz.
Herkes bana şans dilesin.(Tmaam tamam dini bütün olanlar dua edebilirler.)
Görüşmek üzere =)