Lüzumsuzlukların adamı :)
yaşam olarak etiketli yazılar
Farklıyım!
20 Nis
Evet, farklıyım. Hepinizden farklıyım. İyi ki farklıyım…
Çok şımarık kelimeler mi? Bir durun bekleyin, daha farkı açıklamadım ki. Ne kadar ön yargılı insanlarsınız ya. Bak işte ben böyle değilim mesela, bu ilk nokta. Hiç içimden gelmiyor gerisini saymak, farklı olduğumu biliyorum, çoğunuz da biliyor, ama bunu anlatmam sanki bunu kendimi övmek için yapıyormuşum gibi gözükeceğinden kaçındığım şeylerden.
Neler var evet diyemediğiniz, neler var hayır diyemediğiniz ve neler vardı tam tersi olsun istediğiniz. Say desem bir kaç başlık dökersiniz ortaya, gerisi aklınıza bile gelmez. Ama yakınırsınız; hayat size gülmez, kimse sizi sevmez, ağlasanız güler, ölseniz bilmez… Neden korkuyorsunuz bilmiyorum, ki daha önce de bir yazımda belirttiğim gibi korkmak en gerekli hislerdendir, ama çok abartıp öyle bir saklanıyorsunuz ki geri dönememek sizin için sorun değil. Zira saklandığınız yerden hayatı görebilmek o kadar zor ki, onlarca belki de yüzlerce şeyin arkasına geçmiş daracık bir delikten izliyorsunuz hayatı. Sonra da yakınıyorsunuz her şeyden, içinde olamadığınız gerçeklerden. İnsan dahil olduğu ortamda sıkıntılarını açığa çıkarıp bunalıma girmek yerine iyi yönleriyle açıklarını kapatabilir. Anlamıyorum nasıl sıkılmıyorsunuz aynı kısır döngüden. Nasıl katlanabiliyorsunuz her şeyden sıyrılmaya, hiçbir şeyin içinde olmadan her şeye müdahele etme hakkını nasıl buluyorsunuz kendinizde? Daracık bir bakış açınız var, kuytu köşenizden izleyin olayın görebildiniz kısmını. Renkleri bile seçemezken ressam sizmişçesine her yere bir fırça daldırmaya çalışın…
İşin daha da kötü tarafı, kırıcı tarafı, itici tarafı, bunu anlatmaya çalıştığımda hiçbir olumlu tepki verememeniz. Ben sizi hayatın içine çağırıp daha çok gülebilmeye, eğlenebilmeye, geneli saçma olan sıkıntılarınızı mutluluğa dönüştürebilmeye, oyuna dahil olup haklı savaşmaya, belki de en önemlisi görerek oynamaya davet ediyorum. Ama yaptığınız tek şey anlattıklarımın dünyanın en mantıklı şeyleri olduğunu söyleyip kısa bir süre sonra bodoslama hayatınıza geri dönmeniz.
Niye hep bir yol gösterici olmalı ki? Sizi o yolun girişine getiriyorum, adım atmaya korkuyorsunuz, giremediğiniz yollarda başarılı olamadığınız için çevrenizdekilere kızıyorsunuz. Gerçekten merak ediyorum; ne için yaşıyorsunuz? Nereye doğru gidiyorsunuz?
Fark edemediniz mi yaşamın saçma döngüsünü, insanlar başta daha iyi yaşayabilmek için çalışırken şimdi çalışmak için yaşıyorlar resmen. Bunun için mi varsın? Sabahın köründe kalk, uykundan, gıdandan, sağlığından mahrum bir şekilde asgari ücretin yarısına çalıştırıldığın bir iş yerine git, üslerinin ağız kokusunu çekerek sorgusuzca it gibi çalış, akşam eve dön, televizyon seyret, başında uyukla, diğer sabah bir öncekinin aynısı olan bir hayata tekrar uyan. Ne yapacaksın peki? Ne zaman bitecek? Ne için yaşıyorsun? Bunları düzeltebilmek için bir çaba göstermemiş ve göstermiyorken neden mutsuzluktan yakınıyorsun?
Aklım almıyor sizleri, kabullenemiyorum düşünemeyen insanları. İnsan nedir sorusuna “düşünebilen hayvan” cevabını verirken çoğunuz, düşünme yetinizi kullanmayarak hayvanlığınızı kabul ettiğiniz için teşekkürler.
Bugün, tam şimdi bir daha düşün. Ne olmak istiyorsun? Karar ver. İsteklerini sırala, imkansızlığı unut ve çabala. Hiç yoktan, yaşayabilmek için çaba harcarkenki yorgunluğunla mutlu ol.
Hayat elinde bir oyun hamuru, istediğin gibi şekillendir, ya da bırak üzerine basıp geçsinler.