Lüzumsuzlukların adamı :)
nefes olarak etiketli yazılar
Korkma!
21 Mar
Emir kipi, bodoslama sarfedilen bir kelime: Korkma!
Ama emir kipi kullanmak herkesin harcı değildir bir yerde, tonlamaya falan özen gösterilmeli, gerektiği yerde toparlanabilmeli falan (!) =)
Bu başlık niye, bu giriş neden var diyenler heyecanlanıyor sanki. Canım sıkkın, ki sevilmeyen bir durum, hep yaptığım gibi oturdum bir şeyler yazayım dedim. Her ne kadar konu bütünlüğü yakalayamasam da genelde, bir çıkış noktam oluyor, değindiğim onlarca konudan sonra da finali o girişe bağlıyorum sanki. O giriş genelde başlıkla olur, bir başlık yazar altına da böyle kaptırır giderim.
Fark ettim ki, aştığımız her korku, yendiğimizi sandıklarımız yeni birini koyuyor bir zaman sonra önümüze. Her şeyin üstüne gitmek güzel, korkuları yenmek, başarılı olabilmek. Ama ister iste ister isteme çıkıyor bir şeyler, bir yerden sonra geri çekilmen gerekiyor bazen, görmeden adım atmak gibisi de yok zaten. Kapıları açmak için uğraşıyorsun, bazı şeyleri gözden çıkarıyorsun, kazandıkların kaybettiklerini karşılamıyor bazen, ama gidiyorsun. Ve bakıyorsun ki, geri dönülmeli, yitirilmiş korkular kapıların anahtarlarını da götürmüş yanında ama. Nasıl dersin kendine. Nasıl becerebildim bunu? Pişmanlık dağılır ağzında, ısırdığın dilinden sızan sıcacık kan gibi. Yendiğin tüm korkular toplanır üzerine gelir, korkularını yenmek için ne çılgınlıklar yapmışsın öyle.Neleri çöpe atmışsın, o kapılar yokken geri dönmek imkansız. Yendiğin korkuların yokluğu kocaman bir boşluk yaratıyor içinde. O da hepsinden büyük bir korkuya dönüşüyor. Kaybedecek bir şeyin kalmamışken, elindekileri tehlikeye atmaya korkarak kendini savunmaya çalışıyorsun. bencillik kokuyor her hareketin, sınırlar koyup çizgiler çekiyorsun. Kaybettiğin çıkışları görmemek için arkaya bakmıyorsun, aynılarını yapmamak için hayatla arana bir mesafe koyup her şeye hayır diyorsun. Hiçbir şeye, hiç kimseye şans tanımıyorsun, doğru mu yapıyorsun?
Korkuları yenmek güzel, kendini özgür hissettiriyor. Ama neleri göze alabiliyorsun? Korkmamalısın, istediğini elde etmeyi güçleştirir falan. Ama bazen huzurdur korku, seni olduğun yerde tutan. Söylemek istediklerini salıvermeyen, dudaklarını titreten, şakaklarını terleten derin nefesler. Bazen en sarsıcı cevaplara en az o kadar sarsıcı kalp atışlarıyla eşlik etmektir korku. Öldürsen de içinde büyüyen, onunla yaşamaya alışabileceğin, bazen onun sayesinde tutunabileceğin.
Onun için korkmaktan korkma, büyük çaplı değişimlere gitme, bırak olduğu gibi aksın, şekillensin hayatın. Gerektiği yerde büyüsün korkuların, zamanı gelince erisin gitsin. İnsan olduğunu unutma, nefes al, nefes ver, kalbin atsın ve gerektiğinde kork!
Bol kabuslu geceler =)
Nefes’deki “Yaralı Terörist Kadın” Tiyatro Öğretmenimmiş!
22 Oca
Evet, gördüm ve şok oldum diyebilirim. Sonra kendime kızdım, sinirlendim biraz nasıl farkedememişim ki diye. O film vizyondeyken üç kere gitmiştim aslında.
Neyse konuya biraz açıklı kgetirmeliyim sanıyorum;
Genelde olduğu gibi yine bir bağlantıya tıkladım ve ordan oraya sürüklendim. Sonunda flash tabanlı oluşturulmuş bir diş sağlığı sitesine kadar geldim. Gülümseyen insan fotoğraflarını görünce ilk okuldaki (7. sınıf) tiyatro öğretmenim geldi aklıma. Kendisi Colgate reklamının müdavimlerindendi. Evet, Banu Çiçek çok sevdiğim bir insandır, güleryüzlülüğü, sevecenliği, tiyatroya olan bağlılığı ve bildiklerini yeni yeteneklere aktarma şevkiyle aklıma kazınmış nacizane bir insandır. Neyse, direk sitesini bulmadım tabi. İşte asıl ilgnç olaylar serisi burada başlıyor. Dediğim diş sağlığı sitesi (yanılmıyorsam can-dis.com) hoş bir site gibi göründü gözüme ve yapımcısına bakmak istedim. En altta ync logosuna tıkladım ve ilgili siteye gittim. referanslara bakmaya başladım girer girmez (bunu her tasarımcının sitesinde yapıyorum, eğer siz de bir tasarımcıysanız sizin sitelerinizi de incelemiş ve çaktırmıyor olabilirim) ilerledikçe şaşırtıcı ve başarılı çalışmalar gördüm. can-dis.com da n çok daha fazlası vardı referanslarda. En basit örneği (daha doğrusu aklımda şu an sadece o kalmış) Deniz Çakır Resmi Web sitesi, ya da şöyle diyelim; halkın tanıdığı ismiyle Ferhunde karakterini canlandıran oyuncunun resmi web sitesi (evet yılann olan). Tasarımcıyı gayet sevmeye başlamıştım, ve bir kaç dakika (belki de saniyedir) o şaşırtıcı şeyle karşılaştım. Resmen Banu Çiçek Resmi Web yazıyordu ve fare işaretçim bir an için öylece asılı kaldı. Web siteleri sağdan sola doğru düzenli bir akış içerisinde olduğundan gözden kaybetmeden tıkladım üzerine.
Evet gerçekten o, banu Çiçek, gayet benim tanıdığım, hatırladığım haliyle, tiyatro öğretmenim. bilmiyorum, belki o hâlâ onunla tanıştığım okula gidip geliyordur, orayla bağlantısı vardır ancak ben 7. sınıfın sonunda oraları terk etmiştim resmen (zaten 7. sınıfın başında gitmiştim ya, neyse) O zamndan beri herhangi bir iletişimim yoktu sevgili öğretmenimle, televizyondan onu izlemem dışında tabi.
Hemen mesaj bölümüne girip bir şeyler yazdım, mail adresimi verdim. Umarım geri dönüş yapar. Sonra sitede dolaşmaya başladım, resimler öylece bir bakış atıp geçtim, gözüm “Duyurular”a takıldı. Tıkladım ve öğretmenimin tiyatro eğitimi vermeye devam ettiğini gördüm, öğrencilerine sesleniyordu duyurular bölümünden. Aşağıya doğru “Nefes” filminin dvdsinin çıktığı duyurusu yer alıyordu, bu haber ilgilii alanın en sonundaydı, biraz aşağıya doğru çektim sayfayı ve ikinci bir şok geçirdim. “Nefe filminde terörüst kadını oynayan Banu Çiçek…” li bir şeyler yazıyordu. Hızlıca resimler bölümüne döndüm ve Sahne – Set bölümündeki resimlere baktım, dikkat edince hemen tanıdım (ya da bildiğimdendir belki). Hemen orada kendimi kınadım, o filmi vizyondayken üç kere izlememe rağmen öğretmenimi tanıyamamıştım.
Tamam, açıkçası filmde canlandırdığı karakteri sevmemiştim, nefret etmiştim, ki karakterle ilgili düşünceleri hâlâ aynı ama öğretmenim o benim. Sanırım yazıdan çıakrmak istediğim sonuç bu : “Nefeste terörist vardıya hani kadın, komutan yaralayıp alıyodu falan, işte o benim öğretmenimdi oğlum. Biz onun yönetimiyle Ah Şu Gençler, Vah Şu Büyükler gibi tiyatrolar sergilemiştik.”
Her şeyi kabullenince “Lan keşke koparmasaydım bağları, bak şimdi Nitro Web olarak biz yapardık belki de resmi sitesini yaa” gibi şeyler geçirdim aklımdan. Gezinti sırasında açtığım onlarca sekmeden işime yaramayanları eleyerek tek tek kapatırken tesadüfler zincirinin bir kaç dakikada neleri farketmemi sağladığını gördüm… Ve şaşırdım… =)
İyi geceler =)