Lüzumsuzlukların adamı :)
düşünceler olarak etiketli yazılar
Bana Sorma
26 Mar
Niye? Neden? Nasıl?
Beklenti kokan kelimeler, öyle bir dökülür ki ağzımızdan. Bir çırpıda, tüm harfleri birbirine katarak. Aynı anda kalp atışlarımız hızlanır, merak ederiz, saniyler belki de saliseler içinde kendimizce cevaplar üretiriz. Yüzlerce, binlerce saçma ve alakasız cevap yankılanır kafamızda. En korkuncu, en alakasızı olsa da en korkuncu saplanır kalbimize, cevap olarak o şeyin geleceğinden o kadar çok korkarsınız ki. O heyecanı yaşamak mükemmeldir. İnsan bedeninin bilinmezliğe verdiği tepki her zaman ilginçtir. Ki bunu izlemek de en az o kadar ilginçtir.
İzlemek için de ilginç kelimesini kullandım. Çünkü bu bazen bize zevk verirken bazen de delirtici derecede sinirlendirir. Ki bu gibi durumlarda bu izleyicilerden bir kısmı zevk alırken bir kısmı sinirlenir falan. İşin aslı şu; eğer bilinmezliğin kaynağı bizsek sonuca gitmek için en karışık yolu seçer, lafı uzatır, uzatır ve uzatırız. Ağzımızdan çıkan her kelimeyi sabırsızlıkla bekleyen ve hızlıca sindiren kurbanımız ise bir yandan hemen sonuca ulaşmamızı ister, bir yandan bu bilinmezliğin içinden fırlayacak olumsuz yargının korkusuyla zamanın öylece donmasını ve her ne kadar itici de görünse o heyecanı yaşamaya devam etmek ister. Gelebilecek kötü sonuç için ne kadar hazırlanılmış da olsa o konuşmayı dinlerken heveslenir, heyecanı doruğa ulaşır ve gelebilecek en küçük olumlu yanıta kilitlenerek bir yandan da kaçmaya hazırlanır. O andan sonra verilen her cevap aynı etkiyi yaratır, olumlu ya da olumsuz. Bir şekilde cevabı vermişsinizdir ve artık her şey bellidir o durum için. Bundan sonra yapılacak şey ya olumsuzluk için üzülmek ya da olumlu cevap için sevinmek olacaktır.
Kuşkusuz; ikisi de o cevabı beklerken ki hissettiğimiz heyecanı vermeyecektir. Kazandığımızı öğrendikten sonra altın madalyanın gelmesini, o cevabın verilmesini beklediğimiz kadar büyük bir iştahla beklemeyiz mesela.
Onun için; bilmek en büyük hazinedir.
Daha önemli olan ise doğru bilmek ve bu bilgiyi doğru yerde kullanabilmektir. Ve doğru bilgiyi bulmak için çaba sarf etmek tabi. Hiç kimse bir diğerine doğru bilgiyi aktaramaz. Her cevap özgün yargılar içerir ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Eski Molar misafirliğe gelen arkadaşlarına geceyi rahat geçirebilmesi için eşini vermeyi gayet doğru ve dolayısıyla gerekli görürken, bu bizde imkansız, imkanlı olursa da cinayet sebebi halindedir. Kimsenin size gelip doğruyu açıklamasını, kendinize o söylenenlerden bir pay çıkarmayı beklemeyin. Okuyun, dinleyin, görün. Farklı düşünceleri, farklı yargıları ve kurulan her cümledeki kişisel yargıları fark edin. Bunu fark ettiğinizde kendi görüşlerinizi oluşturmak, bunları oturtmak ve buna göre şekillenmek isteyeceksiniz. Artık duyulan değil düşünülen şeyler üzerinde duracak, onlara göre hareket edeceksiniz.
Kimsenin ortaya attığı fikri, kendisinin tam anlamıyla açıklamasını beklemeyin. Kişi isterse bunu yapabilir, ama siz inkar etmekte ısrarcıysanız hiçbir açıklama uygun görünmez size. Ortaya atılanı alın, kendi bünyenizde sorguladıktan sonra kendinizi olayın dışında tutarak çözümleyin biraz. Kimin kim için nasıl göründüğünü, kimin neyi nasıl idrak ettiğini kendiniz fark edin ve doğru bilgiye ihtiyacınız olduğunda sakın herhangi birine sormayın.
Kendi doğrun sende saklı!