Lüzumsuzlukların adamı :)
din nedir olarak etiketli yazılar
Yanılgıların Sahibine
13 Eki
Dini aktarılarla kafamızda canlanan durumlara karşı yönelttiğimiz sorular, yine kesinleşmiş şeylerin dini etiketler altında düzenlenmesiyle bertaraf edilmeye çalışılıyor. Çünkü kutsal kitapların indiği zamandaki sıradan insan ile şu andaki sıradan insan arasında, özellikle bilgi bakımından, uçurumlar var. Haliyle sonsuza dek geçerli, kesin, doğru bilgiler gönderildiği iddia edilen kitaptan yahut inançtan şüphe edilmeye başlanıyor.
Şu an efsane dediğimiz, bakıp güldüğümüz, dalga geçtiğimiz olaylar geçmişin sarsılmaz inançlarıydı. Yunanların tanrıları mesela, şimdi herkes Eros’u ve Zeus’u hatırlıyor ancak bunlara itibar eden kimse yok, sadece geçmişten bir efsane. Oysa, şu an müslümanlık, hıristiyanlık ve bunların tanrısı neyse ve toplumun genelinde ne kadar ciddiye alınıyorsa o zamanlarda da onlar bu ciddiyete sahipti. Bu bir nevi; hali hazırdakilerin de yıkılacağına bir işaret olabilir. Ama umuyorum ki yıkılışlarının ardından, yerine günün şartlarına göre düzenlenmiş aynı nitelikte güçler getirilmektense, bu zırvaların yokluğu evrensel bir doğru haline gelir. Yani insanlar “insan” olabilir. Hayvani güdüleri bastırmak için olağan dışı güçleri olan bir cezalandırıcı değil de, sadece “insanlık” kaynaklı bir otokontrol gelir. Sanıyorum gerçek anlamdaki “özgürlük” ancak o zaman tadılabilir ve bu her şeyi değiştirir. Her şeyi.
Kapitalizm zırvalarından, namus görüşüne, paranın değerinden, aile bağlarına, var olan her şey değişir. Sanırım bu bizim görebileceğimiz kadar yakın bir sürede gerçekleşmez ama şimdiden temele bir taş koymak, bunun bilincinde ölmek bence daha iyi hissettirir. Amacımız; herkesin kendi fikirleriyle kendi doğrularına ulaşıp, ortak doğrulardan birliktelik kurulması olursa, dünya gerçekten yaşanılması harika bir yer haline gelebilir. Tabi biyolojik süresi buna yeterse (küresel iklim, ozon deliği, iklim değişimi, tükenen su kaynakları, azalan canlı türü v.s.)
Her şeyi tek bir temele bağlamak deli saçması gelebilir ama sebep-sonuç ilişkisinin ne kadar basit kavramlarla çalışıp ne kadar büyük şeylere etki ettiğini fark ettiğinde bunu anlayabilirsin. Oluşumundan bu yana dünya, bilinmeyenlerin korkularıyla idare edilmiş insanları ağırlıyor. Bahsettiğim “gerçek özgürlük” insanların bundan kurtulup, korktuğu tek şey kendi hayvani güdüleri olduğunda (ki asıl sebep zaten hep bu, bir insanın hayvani güdülerle oluşturduğu seks isteği tecavüze dönüşmeden kendi otokontrolüyle bunu engellemesinin pek mümkün olmadığı zamanlarda bunu doğrudan yapan yasaklayıcı kurallarla beraber din gelmiştir), ve sadece kendinden korkan bu insanlar aklını kullanıp korktukları tek şeyi yani kendilerini zararsız bir hale getirdiğinde, duygularımız, güdülerimiz ve isteklerimizi mantık süzgecine yerleştirip hareket ettiğimizde özgürlük var diyebiliriz. Çünkü bugünün ilişki temellerini oluşturan “ortak düşmanlık” o zaman yerini gerçekten ortak yönlere bırakabilir. Bugün yapılan, az bilgiye dayalı genellemeler o zaman doğru düşünceyle daha yerinde kararlar sağlayabilir. Misal; bir insanı kendi görebildiğin kadar görüp, fazlasını inkar edip, işine gelmeyen yönleri görmezden gelip, bu kararını desteklemek için de sadece kabullendiğin ve ona cephe almak için sabitlediğin kısımları kullanarak bunu yaydığında, senin gibi düşünen kişiler edinip karşındakini “ortak düşman” haline getirirsen, sesini yükseltmen ve söylediğini kabullendirmen daha kolay hale gelecektir. Haliyle sen ve çevrendeki herkes, karşıdakine ördüğü duvarlarla ona karşı her algısını kapatır ve kendi içinizde “mutlu” etiketini sahiplenirsiniz. Ve gurur, gerçek ne olursa olsun bir kere kabullendiğin durumun aslını kanıtlayabilecek nitelikteki hiçbir şeyi algılara dahil etmene müsade etmez. Bu yabancı gelmemiş olması lazım. Dinin yaptığı da aynen bu diyebiliriz.
Değişime kendinden başlaman gerek, zira değiştirmen gereken tek şey zaten kendinsin. Diğerleri için yapabileceğin tek şey onları düşünmeye itmek ve seninle aynı çizgiye değil kendi çizgilerine sokmak olacaktır. Büyük ihtimalle aynı yere varılacaktır, zira sadece insanda bulunan akıl ile, “aklın yolu birdir”. Söylediklerimi denemeye bugün başlamamak için hiçbir sebebin yok. Kendi at gözlüğünden önce etraftakilerin kullandığı at gözlüklerinden kurtulursan en kolayı seninki olacaktır zaten. : )
“Eğer gerçekten tanrı varsa, umarım iyi bir mazereti vardır.”
Woody Allen