Lüzumsuzlukların adamı :)
bunaldım olarak etiketli yazılar
Düşünmeden
8 Eyl
Bunaldım. Ev çok havasız.
Daha temiz bir havaya ihtiyacım vardı. Evdekinden daha bir geniş alana yayıldığından olsa gerek kısmen daha temiz olacağını düşündüğüm, “dışarısı” diye tabir ettiğimiz yere adım atmak üzere giyindim. Gömlek? Ne gerek var. Uzun kollu bir şeyler olsa yeter. Giyindim, atkımı aldım, montumu üzerime giyip kapıya yöneldim. Ayna. Merhaba.
Hava benden kararsız. Yukarıya baktım. Bulutlar nizami şekilde ilerliyor. Kimi kasvetli, kimi neşesini yitirmemeye kararlı halde beyazlığını korumaya çalışıyor, kimi fikirlerini oluşturamayan insanlar gibi biçimsiz, kimi devamından korkulan aşkların terk edileni gibi sabit, kimi bambaşka. Kimi kandırıyorlar?
Caddeye yöneldim. Adımlarımın ağırlığı kafamınkiyle doğru orantıda. Haliyle yürümek zor. Düşünüyorum, neyi düşünmem gerektiğini. Bir adım daha. Duyarsız belediye işçilerinin doğru düzgün sabitlemediği bir parke taşına bastım. Dün geceki yağmurla altına dolan su paçama sıçradı. Kimin umrunda?
Cadde kalabalık. Soğuk. Ama kalabalık. Burada insanlar hep soğuk. Sıcaktan bayılan bir insana yardım edemeyecek kadar soğuk. Ellerim cebimde. Kafam aşağıya meğilli. Kimi görmekten korktuğumu bilmiyorum. Etrafa bakındım, sakıncalı kimse yok. Yürümeye devam ettim. Her adım daha ağır. Kafam gittikçe boşalıyor. Sağlam bir şeylerle doldurmayı bir kenara yazdım. Yerleşemeden o da uçup gitti.
Mendil satan küçük yine merdivenlerde, kollarını ve bacaklarını kucağına çekip duvar kenarına sinmiş. Bakışlarımı çevirdim. Hep böyle, artık bunun acındırma fasıllarından biri olduğunu düşünüyorum. Merdivenler bitti, dar geçitin sonunda diğer taraftaki kalabalık. Karşıdan biri girmesin diye umuyorum. Burası hayli dar.
İç cebimi yokladım. Boş. Diğeri, evet burada. Küçük bir not defteri. Hatta üzerinde “not defteri” yazıyor. Üreticiler “not defteri kullanan kişiler bunu salak oldukları gerekçesiyle yaptıklarından bunun da ne olduğunu anlamaz” gibi bir fikre sahip herhalde. Açtım. Yazım ne kadar çirkin. Okumak istemedim. Aynı şekilde geri koydum. Geçit bitti.
Burası biraz daha seyrek. İnsan trafiği açısından. Bu sebepten bu taraflarda dolaşmakta olduğunu düşündüğüm bir çift bana doğru yürüyor. Beraberlerinde bir sıcaklık olmalı. İyice yaklaştıklarında fark ettim, çok soğuklar. Bu havanın sebebi olduklarına dair bir tez sunulsa inkar etmem sanırım. Bunun yerine daha kolay olduğundan “havandandır” dedim.
Evden çıkalı yarım saat oldu, umduğum kadar açılmadım ama evin içinde sürekli aynı yerleri dolaşıp sürekli aynı yerlere basmaktan iyiydi. Çeşitli dükkanlar, çeşitli vitrinler, giyim mağazalarında ağırlıkta olan müzik sistemleri. İnsanlar. Soğuk. Kaldırım. Yol. Küçük bir kedi. Annesi yok. Düşman bir köpek. Sinirli. Ortalık gerildi. Uzaklaştım.
Şimdi dışarısı daha sıkıntılı hale gelmeye başladı. Ben sorunun ne olduğunu bilmiyorum. Bir sorun var. Nerede ve nasıl bilmiyorum. Dağıtmak için denediklerim işe yaramadı. Bir adım daha attım. Öncekinden pek farklı değil. Sıkıldım. Geri dönmek istiyorum. Geldiğim yolu tercih etmedim. Zaten hep aynı. Uzun olan. Daha zor olan. Sürekli havlayan başıboş köpekler.
Yürüdüm. Detaylar gereksiz. Bir adam ıslak kaldırımdan kalkmamakta ısrarcı. Fırında insanlar var. Bizde insan yok. Fırına girdim. Bir ekmek. Yemeyeceğim. Yine de bir iki insan gördüm. Yürüdüm. Ev yakınlaşıyor. Ya da ben.
Anahtar. Eski bir anahtarlık. Ezbere hareketlerle kapı deliğine girdi. Benzer biçimde açıldı. Aynı gıcırtı. 4. kat. 56 basamak. Bir kapı daha. Anahtar. Bu sefer ışık için.
Bunaldım. Ev çok havasız.
![Bunaldım. Ev Çok Havasız. [Uğur Arıcı] Bunaldım. Ev Çok Havasız. [Uğur Arıcı]](http://ugurarici.com/blog/wp-content/uploads/bUuu19tK1.jpg)