Lüzumsuzlukların adamı :)
anayasa olarak etiketli yazılar
Ehem Öhöm!
27 Ağu
Merhaba, saçma bir başlıkla daha yazıyorum. Uzun zamandır yazmıyorum yine, artık yazamıyorum galiba. Ya da yazdıkça çıkanlar beni rahatsız ettiği için yazmamayı tercih ediyorum heralde. Çünkü tahmin edemeyeceğiniz derecede bir toplumcu yapım var. Bir şeyler yapabilmek varken neden beklemeyi tercih edelim diye çıldırıyorum, ee yazdıkça da yapılabilecek şeyler çıkıyor ortaya.
Neyse uzun tutmayacağım, zaten sitenin ziyaretleri bir ara günlük 1000 tekili geçerken bu boşlama zamanında iki haneli sayılara düşmüş. Yazmadığım süre boyunca hem pek farklı bir şey olmadı, hem de çok şey değişti gibi. Mesela bu evde misafir olarak hissediyorum kendimi çünkü bütün eşyalarımız yeni evimize taşındı, annem ben ve kardeşim yeni bir eve geçiyoruz, belki de yeni bir başlangıç. Üniversite için İstanbul’da kalmamın büyük nedenlerinden biri de buydu tabii ki, onların bana ihtiyacı var gibi hissediyorum, ki öyle galiba (işte yapılacak bir şey daha çıktı, nasıl önemsenmesin ki). Kalmamın bir diğer büyük, kocaman sebebi de sevgilim tabii ki. (nereye gidicem ki ben manyak
). Değer verdiğiniz insanlarla olmak, hareketlerinizde ve planlarınızda onları da hesaba katmak, sonuçlarına beraber sevinmek ya da beraber üzülmek çok güzel bence. Ben en kötü anımda bile beni destekleyen, düşünen biri olduğunu bildiğim için çok mutluyum, iyi ki var diyorum sürekli, iyi ki gitmiyorum hep buralardayım diyorum, bu sene bitince onu da yollamayacağım ki =)
Güzel şeyler var işte, ve güzel şeyleri görmek, bunlarla mutlu olabilmek güzel. (ki son zamanlarda bunu yapamamaya başlamıştım) Bazen olumsuzluklar o kadar gözüme batıyor ki, ya da yaptıklarım için üzülüp içimi sıkarken, ya da ne bileyim yaptığım o kadar kötü ki bilmemkime şöyle oldu, işte ben söyle yapsam böyle olmazdı, şöyle yapmasam böyle olurdu falan diye. Yine de herkesi önemsemeden edemiyorum, yani gözlerimin içine bakıp aşağılayıcı sözler sarfeden, kendini ailem olarak nitelendiren insanlar bile “insan” oluyor sadece benim için. Ve her insanın diğerlerine karşı sorumlulukları vardır sonuçta. Özellikle sevdiğin, sevildiğin insanlara karşı çok çok daha fazlası vardır. Her şey önemsenmeli dikkat edilmelidir falan. Ama her şey bir yere kadar dedirtebiliyor bu hayat insana galiba. Yani bunalım hali için falan yazmıyorum. Siz ufak tefek de olsa bazı şeylere takılıp daha iyisi olsun isterken, karşınızdaki bunu sadece “bir şey” olarak, özellikle de “önemsiz bir şey” olarak görüyorsa uzatmanıza gerek yok. Yani sadece vazgeçin. Bırakın siz de üstelemeyin, sonuçta yapılan şey yapılmıştır ve yapılmayan hala aynıdır. Bu durum sizi mutsuz edebilir ama neye alışmıyoruz ki? Bu size düşünülmediğinizi ya da önemsenmediğinizi hissettirmesin. İlla ki önemseniyorsunuzdur, ama önemsenme şekliniz farklıdır, farklı yollarla değerli olduğunuz gösteriliyordur da siz fark etmiyorsunuzdur belki de.
Neyse, bu kadar iç açılım yeter. Bir şeylere daha değinip bitirmek istiyorum. Ama özlemişim ya yazmayı bitmiyor tabi =) Okula yerleştim, Kadir Has Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Yeni Medya Bölümü. Bölüm Türkiye’de bir ilk, üstelik şu anda tek. İnternet ve gsm teknolojileri üzerinde medya eğitimi veriliyor falan. Pek yabancılık çekmeyeceğim sanıyorum. İşin ilginç yanı, bu bölüme yerleşen başka kimse yok gibi bir görüntü var şu an
Yani şöyle düşündüm, Yeni Medya seçen biri, ya da birileri twitler, blog tutar, üniversitenin face sayfasına yazar falan. Yani sonuçta bölümünüz Yeni Medya ya. Dersleriniz bunun üzerine zaten, twitle, blogla falan işte. Ama yok arkadaş, gugıla ne yazsam hep aynı yer çıkıyor karşıma. yenimedyanedir.com Kadir Has’ın resmi sitesindeki Yeni Medya tanıtım sayfası işte. Neyse, ödeme planını almış annecim benim için gidip. Hazırlık sınıfı 9180,00 liraymış,. Kayıtta %25 peşin, yani 2295,00, ödüyormuşuz. Sonrasında 1147,50 tutarında 6 taksit yapıyorlarmış. Hepsini peşin ödersek %8 indirim yapıyorlarmış, yani 8445,60 TL oluyormuş. Bu %50 burslu hali. Az para değil, ama sonuçta kaliteli olan her şey biraz pahalı. Umarım ödeme konusunda bir sıkıntı çıkmaz artık.
Her neyse, referanduma gelince, tabii ki HAYIR! Recep Bey yine kendine yontuyor malum. “Kadın erkek eşitliği olamaz!” diyen bir başkanımız var, sonrasında bu adam çıkıp “Anayasayla kadınlara pozitif ayrımcılık!”, “Anayasa düzenlemesiyle çocuklara devlet koruması!” diye atıp tutuyor. Düzenlemeyi tabii ki inceledim, ve herkes incelesin lütfen. Ama üzerinde ampul ya da 6 adet ok ya da 3 adet hilal bulunan antetli kağıtlarda yazılıp yorumlanmış şeklini değil, eski halinin ve düzenlemeden sonraki alacağı halin belirtildiği yerlerden okusun ki kendisi yorumlasın! Benim gördüğüm birkaç nokta hayır fikrimi güçlendirmeye yetti. En basiti anlatıp uzatmayacağım. 12 Eylül darbecileri yargılansınmış, yargı yolunu açan madde göremedim de ben? Şöyle ki, bununla alakalı olarak “insani suçlar zaman aşımına uğramaz” diye bir düzenleme bekleniyordu, ancak yok. Yargı yoluna gidilse bile yine “zaman aşımı” diye kapanacak olay. Ve bunu dile getirdiğimizde “Ama sonuç olarak onların yazdığı anayasayı bozucaz hihi” falan diyorlar nur saçan abilerimiz. Onun haricinde, şu anayasaya darbe anayasası falan diyip durmayın artık ya, üzerinde milyon kere değişiklik yapıldı resmen, meclise giren değişilik paketi sundu, o açık kapatıldı, şu bug düzeltildi derken yama doldu anayasa herkese uyan bir yeri oldu işte. Doğru olanı tamamen iptal edip yeni bir anayasa yazmaktı ancak akp bu teklifi kabul etmedi, yine kendine yarayan düzenlemeler yaparak yeterli olacağını söyledi. Bu arada dikkatimi çeken bir başka madde ise, “Çocuklar korunacak, kadınlar ayrıcalıklı olacak” reklamalrıyla duyurulan (sanıyorum 10.) madde. maddeyi incelerseniz göreceksiniz. Madde zaten “T.C. vatandaşları” için geçerli bir madde ve kadın, çocuk, erkek, küçük, büyük, yaşlı, sarışın, laz, esmer, kürt falan ayırt etmeden herkeste geçerli olan bir madde. Ama akp araya iki virgül atıp içini doldurmuş, yok efendim yaşlılara, kadınlara ve çocuklara pozitif ayrımcılık. “Kadın-erkek eşit değil” diyenlerden ne beklenir ki? Onlara göre çok mantıklı, çünkü onlara göre kadın sadece köle, hatta çalışmaması gerekiyor falan. (bkz: “Kadınlar çalıştığı için işsizlik fazla”). Ayrıca bu maddenin normal halde sosyal hizmetler ile her vatandaşta uygulanması gerekiyorken akp bununla nasıl övünüyor ki? Demek ki sen yapman gereken şeyi yapamıyorsun, zaten yerine getiremiyorsun ki “dur şimdi kadını çocuğu öne alıyım yaptığımız iş gözüksün” falan diyip yapamadığın işi küçük atılımlar yaptığını söyleyerek göze sokmaya çalışıyorsun. Daha “eşitlik” vaadeden anayasanın reklamını “pozitif ayrımcılık” reklamları yapmadan duyuramazlarken bir de her şeye verecek cevapları var. Söyledikleri, iddia ettikleri hiçbir şeyi net gerçekleştirecek bir yasa yok. En çok irdelenmiş ve düzenlenmiş bölümler ise sosyal haklarda yargı kontrolü. Yani bu anayasa halkın hakkını koruyamayacak, akp yandaşları, patronlar, belediye başkanları ne karar verirse o olacak, dava açıp hakkınızı savunamayacaksınız. Ki kendileri de bunu “Yargı önümüzü kapatıyor” diye belirtmişlerdi. Artık onlar satılsın dediğinde “durun, özelleştirmeyelim” diye tepki gösteremeyeceksiniz. “Trafik sorunu var” dediğinizde, patates gibi ehliyet ve araba dağıtmayı bırakmak yerine, toplu taşımayı ucuzlatıp seferleri arttırmak yerine, “O zaman şu arsalarınızı da verin, şu ormanları da yarıp bi köprü bi otoban falan daha yapalım” dediklerinde. “Hoop, orası benim arsam, alamazsın, hakkımı istiyorum!” diyemeyeceksiniz, ya da bir çevreci çıkıp “Ağaçlar bizim yaşam kaynağımız, ciğerlerimizi söktürtmeyiz!” diyemeyecek. O arsalar sizden hiç fiyatına alınacak. Sonra da kiptaşta v.s. uygulandığı gibi akp yandaşı taşeron firmalara 1 liradan satılıp, sonra da devlet yetkilileri gibi gelen birileri tarafından “Aa, buradan yol geçecek, aslında buranın değeri 20 lira ama biz size 10 lira vericez” diyip sizden istimlak ettikleri arsaları resmi yollarlar kullanarak kazanç elde etmek için kullanacak, sonra da bertaraf edecekler. Bunların kanıtları, açıklamaları istemediğiniz kadar çok var malum. Anayasanın sizin için durumları sorgulamasını istemiyorsanız evet demek için bir sebebiniz daha var. Neyse bu çok uzadı yine, bunun için ayrı bir yazı yazabilirim, akp duyurduğu “evet için 40 sebep” başlıklı yazıda vaad ettiklerinin hiçbirini kanıtlayamıyor, çünkü yaptıkları değişiklikler bunlarla alakalı değil. Sadece yandaşlarını gaza getirecek cümleleri sıralamışlar. Kaldı ki içinde bir madde var, “Mahkemelerin “yerindelik denetimi” yapamayacağına “Evet” demektir.” şeklinde. Tamamen komedi. Yani adamlar direk “yargı bize karışamayacak, istediğimizi yapacağız, bunun için durumun yerindelik raporunu falan alıp dava açamayacaksınız, ohh bir güzel kırpacağız sizi” diyorlar. Ama kendileri ”yargı şöyle kötü, askerler böyle kötü” falan diye şişirdiği için milleti böyle algılanmasını sağlıyorlar işte. Al işte yapılacak bir şey daha çıktı, %47si düşünmeye üşenen halkımı uyandırmak lazım ama yok işte. Her neyse, başka bir yazıda olacak umarım. Karşı çıkacak olanlar öncelikle değişiklik paketiyle, vaat edilenleri eşleştirsin. Şu değişiklik ile şunu vaat ediyor çünkü şöyle olacak desin. Patates gibi “sen nerden biliyon adam haklı la” diyecek olan üşengeçlerle ilgilenmeyeceğim.
Neyse referandumdan ziyade Hanefi Avcı’nın malum kitabını aldım. Belli ki yakında toplatacaklar piyasadan diye abim haber etti gittim aldım işte. Tahminlerimize göre Hanefi Avcı yakın zamanda ani gelen eceli ile vefat edecek. Bedenlere saldırıp saldırıp “eşitlik” desinler bakalım, o zihniyet de bir gün yıkılır. Neyse işte kitabı aldım, sıra bana gelse de okusam diyorum, göz attığım kadarıyla çok iyi bir kitap gibi gözüküyor.
Bir de unutmadan, Avcılar’da Şükrübey’de bulunan Atatürk’çü Düşünce Derneği Avcıalrın başka bir kesimine taşınmış. Kayıt oalcaktım ama orası Muharip Gaziler Derneğine dönmüş işte, o mekan yani. Gerçi sonuçta en büyük gazimiz yine Mustafa Kemal Atatürk’dür ama ben muharip gaziler derneğine üye olarak alınmam malum =) Onun için Bakırköy olur, Bayrampaşa olur fark etmez bu çevredeki herhangi bir şubesinin yerini bilen varsa iletirse sevinirim. Gerçi internetten bakacaktım bakmadım, bakınca bulurum büyük ihtimal.
Artık bitsin dimi bu yazı, evet evet bitsin. Hee bi de, Baran geldi Bodrum’dan birkaç hafta önce. Bi pazar günü baran, ben ve sevgilim falan buluşup takıldık biraz, sonralarında o beni ziyarete geldi falan filan. Resmen makara falan yapmayı özlediğimi hissettirdi bana. Özlemimi de giderdi sağolsun. O dönmeden birkaç kere daha görüşürüz diye umuyorum.
Bu arada saat iyice geç oldu, zaten Ülker’deydim bugün yorgunum. Aa untumadan, Ülker’de çalışıyorum haftada 1-2 gün gidiyorum falan neyse onu da anlatırım. Uykum geldi zaten. Sevgilim de uzun süredir mesaj atmadığına göre uyudu sanıyorum. Zaten yarın da göremeyeceğim onu :/ Neyse yatayım da dinleneyim biraz. Büyük ihtimalle bu yazıyı baştan sona okuyan çok az kişi olacak, hatta belki de olmayacak. Ama katlandıysanız teşekkürler. Görün işte yazmayı ne kadar özlediğimi.
İyi geceler =)